Bir öykünün içine mektup, günlük, fotoğraf veya mesaj yerleştirildiğinde okur çoğu zaman olayların artık belgelendiğini hisseder. Oysa belge de biri tarafından üretilmiş, seçilmiş ve belirli bir anda gösterilmiştir. Yakın okuma, belgenin ne söylediği kadar hangi yoldan okura ulaştığını da inceler.
Önce belgenin kimliğini çıkarın
Belgeyi kim oluşturmuş, kime yöneltmiş ve ne zaman üretmiştir? Onu şimdi kim buluyor veya aktarıyor? Bu sorular aynı kişiyi göstermeyebilir. Bir mektubun yazarı ile mektubu yıllar sonra anlatıya dahil eden kişi farklı amaçlara sahip olabilir.
Üç zamanı ayırmak işe yarar: anlatılan olayın zamanı, belgenin üretildiği zaman ve belgenin okunduğu zaman. Geç yazılmış bir günlük kaydı olay anındaki düşünceyi değil, sonradan yeniden kurulmuş bir hatırayı taşıyor olabilir. Tarih belirtilmemişse bu eksikliği kendi tahmininizle kesinleştirmeyin.
Fotoğraf neyi gösterir, neyi göstermez?
Şu özgün örneği düşünün: Derya, bir kutuda babasının bir yabancıyla gülümsediği fotoğrafı buluyor ve “Demek o yıllarda mutluydu” diyor. Fotoğrafın betimlenmesi gülümseme hakkında bilgi verir; yılların tamamındaki mutluluğu kanıtlamaz. İkinci cümle Derya'nın yorumudur.
Kadrajın dışında kalanlar, fotoğrafın tarihi ve hangi koşulda çekildiği bilinmiyorsa bunları ayrı tutun. Fotoğrafın arkasındaki not da yeni bir ses ekler: notu kimin yazdığı belirsizse onu fotoğrafın doğal açıklaması saymayın.
Metin belgeyi ne kadar gösteriyor?
Mektubun tamamı mı veriliyor, birkaç satırı mı alıntılanıyor, yoksa yalnız karakterin özeti mi okunuyor? “Mektupta özür diliyordu” ile özrün kelimelerini görmek aynı deneyim değildir. Seçilen bölüm, belgenin tonunu veya içindeki çelişkiyi gizleyebilir.
Kesinti, silinti, okunamayan kelime ve kayıp sayfa varsa bunları yalnız dekor saymayın. Metin, bilginin neden eksik olduğunu açıklıyor mu? Açıklamıyorsa eksik parçaya dilediğiniz olayı yerleştirmek yerine boşluğun okuma üzerindeki etkisini tartışın.
Belge ile çevresindeki anlatıyı karşılaştırın
Bir karakter “Hiç yazmadı” derken tarihli bir mektup ortaya çıkabilir. İlk tepki karakterin yalan söylediğine karar vermek olabilir. Fakat mektubun gönderildiği veya alıcıya ulaştığı gösterilmiş mi? Yazılmış olması, okunmuş olmasıyla aynı olay değildir.
Çelişkiyi önce doğru adlandırın: yazmak ile göndermek, göndermek ile ulaşmak, ulaşmak ile inanmak arasında fark vardır. Böylece belgenin gerçekten hangi iddiayı bozduğunu gösterebilirsiniz. Belgeyi peşinen doğru veya yanlış ilan etmek yerine metnin sunduğu karşılaştırmayı izleyin.
Çözümleme için uygulanabilir sıra
- Belgenin türünü, üreticisini ve alıcısını belirleyin.
- Olay, üretim ve okunma zamanlarını ayırın.
- Tam metin mi seçilmiş parça mı sunulduğunu inceleyin.
- Belgede gözlenen ayrıntıyla karakterin yorumunu ayırın.
- Çevredeki anlatıyla çelişen noktayı tam olarak yazın.
- Bilginin kesinleştiği ve belirsiz kaldığı alanları belirtin.
Derya örneği bu rehber için oluşturulmuştur; gerçek bir eserden alıntı değildir. Belgeden hareketle olayların nedenini çıkarırken olay sırası ile nedenselliği ayırma yöntemini de kullanabilirsiniz.